gülmeye hazır hınzır kız çocuğu ne kadar gerçekse, “agora meyhanesi” kıvamındaki hüzünlü kadın da o kadar gerçek. sarmal yapıp hücrelerime nüfuz ediyorlar. ikisinin ortasında sessizce yükselen boşluk bekliyor doldurulmayı. o boşluk benim savaş alanım. hayatın neşe ile keder arasındaki gelgitlerin çok ötesinde bir şey olduğunu sezmeye başladığımdan beri, o boşluğa dolduruyorum öğrendiklerimi, hissettiklerimi, beklediklerimi, korktuklarımı. ama ne boşlukmuş azizim! bir lokmada yutuyor ne koysam içine. hep dahasını istiyor. elimden tutanların değil, boşluğumu sevenlerin peşindeyim şimdi. ellerim terliyor çünkü bir süre sonra. boşa çıkmak istiyor. rüzgara uzanıp ferahlamak istiyor. boşluğu görenler ise onu hep besliyor. gayya kuyusu ya da babil’in asma bahçeleri… sonunu herkes biliyor. önemli olan geride ne kalacağı. kül mü, gül kokusu mu? ben buradayım olanca boşluğumla. her geçen yıl buradan gitmeye yaklaşırken, hâlâ buradayım. burnuma yanık bir gül kokusu geliyor.

Hımm, anladım galiba!
Gribal enfeksiyon sizi eve bağlamış bugün. Ya da yeni iş öncesi dinlenme günleri mi?
Bence gül yanık değil, mis gibi gül işte baharda açanlardan…
By: ekmekcikiz on 24/11/2009
at 15:15
bildiğin yorgan-döşek günleri ekmekçikızcım. biraz uyuyorum, sonra kalkıp gevezelik ediyorum, sonra yine yatıyorum:) bahar geldi mi yani? umarım.
By: JoA on 24/11/2009
at 16:45
Hep beraber gideceğiz JoA, ölüm nefes kadar yakın… Ama gitmeden evvel hakkını vereceğiz. Hakkımızı alacağız… Boşluklar demişsin ya, aklıma yine metrodaki ( Londra ) “boşluğa dikkat” anonsu geldi… Seni sevenler boşluklara (- rına ) dikkat edecektir şüphesiz…
By: fortunata on 24/11/2009
at 16:11
sevgili fortunata, yazını (kendi blogundakini) içim sızlayarak okudum. başın sağolsun. londra metrosu deyince de gülümsedim. nedeni ise sanırım 2007′de yazıp bir köşeye attığım şu paragraftı:
” “Ben” ile “olan” arasındaki bu boşluğa dikkat edin. Arada kalan boşluğa hiçlik muamelesi yapmayın. Orada bir şeyler var, görüyor musunuz? Boşluk dediğimiz o koca alanın içinde uçuşan fikirleri, duyguları görüyor musunuz? Zaman zaman yardım çağıran, zaman zaman da bir parça yalnızlık için didinen o boşluğu duyuyor musunuz? Eğer duyuyorsanız, Londra metrosundan esirgemediğinizi benden de esirgemeyiniz lütfen. Lütfen, mind the gap!”
By: JoA on 24/11/2009
at 16:51
By: fortunata on 24/11/2009
at 18:04
londra’ya hiç gitmedim. abim gittiğinde üzerinde “mind the gap” yazan kupalar getirmişti. görünce feleğim şaşmıştı:)
By: JoA on 24/11/2009
at 18:14