Gönderen: JoA | 26/11/2009

diğercan

akşam yemeğinde televizyonda turkcell’in teaser mı desem, spoiler mı desem bilemediğim reklam tanıtımını izliyorduk. benim cüce sordu:

B: anne, sencil diyo adam. sencil ne demek?

J: bencil ne demek?

B: hep kendini düşünen.

J: hangi sözcükten geliyor olabilir?

B: ben.

J: şu durumda sencil de hep karşısındakini düşünen olmalı, değil mi?

B: hmm, evet.

J: ama böyle bir sözcük yok aslında, uydurmuşlar.

B: aaa, öyle mi?

J: hı hııı. diğerkâm var onun yerine.

B: tamam o zaman, ben de diğercan olcam.

J: diğercan değil oğlum, diğerkâm.

B: tamam, ondanım ben.

J: emin misin burak?

B: tabii, ben hep başkalarını düşünmüyor muyum?

J: tabii ya, haklısın.

kardeşimle birbirimize baktık. 8 yaşının bütün bencilliğini yaşıyor bu cüce. ama kendini öyle görmüyor. o kadar içten ki kendine olan düşkünlüğü, ilgi ve sevgi ihtiyacı, odak nokta olma kaygısı… insan bir şey de diyemiyor. hele bu sabah ikimizin gözünden de boncuk boncuk yaşlar akıtan o kavgadan sonra…

not: diğerkâm, diğergâm olarak da yazılıyor ama nişanyanın etimoloji sözlüğüne göre doğrusu şu: dīgar başka(sı) + kām seven.  Muhtemelen 20. yy başlarında üretilmiş edebi bir deyimdir. Farsça sözlüklerde yoktur.

not2: türkçe’de “özgecil” diye bir karşılık bulmuşlar, ben de yeni öğrendim.

çağrışım: liseden aklımda kalan tek dîvan beyti (fuzuli)

ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge

ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı


Yanıt

  1. yerim ben bu oğlanı.

  2. hele bir tamamen iyileşeyim, ben de yiyeceğim zaten:)


Cevap bırak

Sizin cevabınız:

Kategoriler