"Akıllı bir ülkeydi ve içinde kültürlü insanlar barındırıyordu; dünyanın her yerindeki bütün eğitilmiş insanlar gibi bu ülkedeki kültürlü insanlar da gürültüden, hızdan, yenilik hareketlerinden, kavgalardan ve hayatımızın optik-akustik peyzajına dahil her şeyden oluşma muazzam bir hayhuyla, kararsız bir ruh hali içersinde koşuşup durmaktaydılar; bütün insanlar gibi onlar da her gün saçlarını diken diken eden bir düzine haber okuyor ve dinliyorlardı, ve bu haberlerden ötürü heyecanlanmaya, hatta onlara müdahale etmeye hazırdılar, ama iş bu noktaya kadar varamıyordu, zira birkaç saniye sonra bunların çekiciliği, yeni gelenler yüzünden bilinçlerinden kovuluyordu; ötekiler gibi bu insanlar da çevrelerinde oluşmuş yumağın içinde şu veya bu şekilde meydana gelen cinayetlerle, saldırılarla, tutkularla, fedâkarlıklarla, büyüklükle kuşatılmış olduklarını hissediyorlardı, ama bu maceralara ulaşamıyorlardı, çünkü bir büroda veya başkaca bir mesleki kurumda tutukluydular; akşamları serbest bırakıldıklarında ise ne yapacaklarını bilemedikleri gerilimleri, eğlendirmeyen eğlencelerin içinde patlıyordu. Ve özellikle kültürlü insanlarda, kendilerini Bonadea kadar mutlak bir biçimde aşka adamamışlarsa eğer, bu duruma eklenen bir şey daha vardı: Bu insanlarda artık kredi ve hile yeteneği de kalmamıştı. Gülümsemeleri, iç çekişleri, düşünceleri neye yönelikti? Niçin düşünmüşlerdi ve gülümsemişlerdi? Bunları artık bilmiyorlardı. Fikirleri rastlantılardı, eğilimleri çoktandır vardı, bir biçimde her şey, insanın içine koştuğu bir şema gibi havada asılıydı, ve birlik ve bütünlüklerine ait herhangi bir yasa bulunmadığından, hiçbir şeyi bütün kalpleriyle yapamıyorlardı. Böylece, kültürlü insan, herhangi bir borcun gittikçe kabardığını, bunu asla tasfiye edemeyeceğini hisseden insandı, kaçınılmaz iflası gören veya, başka herkes gibi içinde yaşamaktan memnun olmasına rağmen, içinde yaşamaya mahkum olduğu zamanı suçlayan veya kaybedecek hiçbir şeyi bulunmayan birinin cesaretiyle bir değişilik vaat eden her düşüncenin üstüne saldıran adamdı."
Gençtik, çılgındık.
Hiçbir şey ifade etmiyor artık.
By: La Loba on 30/11/2009
at 22:17
acı vermesinden iyidir
By: JoA on 30/11/2009
at 22:22